Bir düşe uyandım bu sabah.
Uçuyordum... kanatsız.
Bedenim aşk doluydu;
yüzüm korku içinde parlayan
umut zerresi ile aydınlanıyordu.
Evreni izliyordum, zirvesine yükselirken.
Özgürlüktü adım...
ve bir
ölüydüm ben.
zepp
4 Temmuz '09
12 Temmuz 2011 Salı
27 Haziran 2011 Pazartesi
Damlalar Düşerken
Yağmur... Sinirli, karaya basan ne varsa olduğu yere mıhlamaya çalışır gibi şiddetli yağıyor. Ara sıra gücünü yitirir gibi oluyor, çok sürmeden toparlıyor kendini ve dökülüyor yeniden bardaktan boşanırcasına.
Bulutlara baktım; nasıl da buğuluydular! Kim acıttıysa onları, ne yaşları dinecek gibi, ne de yüzleri aydınlanacak gibi duruyorlardı.
Bulut olmadığım için üzüldüm; kıskandım onları. İçimdeki tüm isleri atmak istedim ağlayarak. Gözyaşlarımın şiddetiyle korkutmak sebep olanları...
Acı vermek ya da intikam almak değil istediğim. Yalnızca... Yalnızca yağmur gibi, kah hızlı, kah soğuk, kah yumuşak halde tene dokunan damlalar misali dokunmak içimde yer tutanlara ve fark ettirmek. Kelimelere dökmeden 'yok öyle yaptığının, söylediğinin karşılığını almadan dönüp gitmek' demek. 'Düşünmeden ağzından çıkardığın sözü de duyacaksın yine düşünmeden konuşan birinden, dokunuşunla ısıttığın kalpte oluşan saflığı da hissedeceksin.'
Bitirdiğim zaman dokunacaklarımı, akıtacak damlası kalmadığında yerini güneşe bırakan bulutlar gibi ben de aydınlatırım yüzümü. Göz yağmurlarımın yerine sıcak bir gülümseme yerleştirir, devam ederim ufka doğru süren yoluma.
Zeynep
15 Temmuz '09
12 Haziran 2011 Pazar
Ah be Zeynep
Başkalarının seni anlayamayacağını bilirken
Ne diye onlara kendini anlatmaya çabalarsın?
Bakılan dünya aynı olduğu halde
görülen hep farklıyken
Herkesin kendi penceresinden baktığını görürken
dünyaya
Neden senin pencereni önlerine tutarsın?
Dilin tatları algıladığı noktalar aynı iken,
Buna rağmen
diğerleri hep farklı yemekleri severken
Neden onlara kendi tabağını uzatırsın?
Müziğini kendince, dilediğin gibi dinlerken,
Herhangi birinin müziğini
kendin hissetmedikçe dinleyemezken
Neden sen başkasına kendi tınılarını açarsın?
Yapma Zeynep!
Bırak dünya dönerken kendi halinde
Başkaları da kendince yaşasın.
Senin gördüğün güzellikler sende,
Onların gördükleri onlarda kalsın.
Bırak herkes istediği lokmayı tatsın,
beğendiği tadı alsın tabağından.
Senin lokmaların, tadın sende kalsın.
Bırak, diğerleri senin sevdiğin müziği değil
kendi istediklerini, kendi seçtiklerini dinlesin.
Nasıl sen gönlünce yaşıyorsan hayatını
ve nasıl yalnızca sana ait olmasını istiyorsan onun
Bırak, onlar da arzu ettikleri gibi yaşasınlar
ki yaşadıkları yalnızca onlara ait olsun.
Zeynep
27 Mart '10
Ne diye onlara kendini anlatmaya çabalarsın?
Bakılan dünya aynı olduğu halde
görülen hep farklıyken
Herkesin kendi penceresinden baktığını görürken
dünyaya
Neden senin pencereni önlerine tutarsın?
Dilin tatları algıladığı noktalar aynı iken,
Buna rağmen
diğerleri hep farklı yemekleri severken
Neden onlara kendi tabağını uzatırsın?
Müziğini kendince, dilediğin gibi dinlerken,
Herhangi birinin müziğini
kendin hissetmedikçe dinleyemezken
Neden sen başkasına kendi tınılarını açarsın?
Yapma Zeynep!
Bırak dünya dönerken kendi halinde
Başkaları da kendince yaşasın.
Senin gördüğün güzellikler sende,
Onların gördükleri onlarda kalsın.
Bırak herkes istediği lokmayı tatsın,
beğendiği tadı alsın tabağından.
Senin lokmaların, tadın sende kalsın.
Bırak, diğerleri senin sevdiğin müziği değil
kendi istediklerini, kendi seçtiklerini dinlesin.
Nasıl sen gönlünce yaşıyorsan hayatını
ve nasıl yalnızca sana ait olmasını istiyorsan onun
Bırak, onlar da arzu ettikleri gibi yaşasınlar
ki yaşadıkları yalnızca onlara ait olsun.
Zeynep
27 Mart '10
Oysa seviyordum seni
Oysa seviyordum seni
Kendime engel olmadan, olamadan...
Bakmaya kıyamayanlar anneler sanırdım
Seven, doymak için bakar diye düşünürdüm
Yanılmışım.
Evlat olması şart değilmiş bakılanın
İnsan sakındığından,
Yüreğinde sakladığı herkesten çekiniyormuş meğer.
Kimine evlat oluyormuş, kimine baba,
Kimine de yürek sızısı, acı-tatlı bir sevda...
Ben de sana bakamadım.
Nedenini bilmeden üstelik
Çünkü,
Bende yerinin adı yok hala.
Ama ağızda dağıldıkça tatlılaşan bir acısın adeta
ve
seviyorum bu tadı duymayı ruhumda, damağımda
Bu yüzdendir belki, dönemedim sana.
Korktum belki de...
İçimdeki yerini görmenden,
belki onu benden alabilecek olmandan,
ya da
sende bir ben olmadığını fark etmekten,
korktum.
“Baksan bakardım” deme,
bakabilseydim bakardım elbet.
Dedim ya,
insan sevince çekiniyormuş,
çekinince de bakamıyormuş işte.
Ben senden çekindim efendi,
Çok çekindim,
çünkü...
seni çok sevdim.
Zepp
15 nisan ‘11
Kaydol:
Yorumlar (Atom)