Hayat ne güzel öğretilerle dolu! Elbette bakmayı bilenlere ama, kendimi de dahil edeceğim bu güruha.
Hala kullandığım, ilk telefon numaramı satın almamdan bahsedeceğim biraz. Bana öğrettiğinden…
Okuldan eve dönmüştüm o gün. Çalan ev telefonunu açtım, arayan babamdı. Cep hattım olup olmadığını sordu önce; sonra da “Paran var mı? Bugün git kendine bi hat al kızım.” dedi. “Param yeter mi bilmiyorum” deyişime aldırmadı pek.
Anneme söyledim. Birlikte çarşıya gidip bizimkilerin de tanıdığı, Akyazı’nın tanınmış telekom firmalarından birine girdik. Annem babamın “parayı nereden buldunuz?” ya da “neden yazdırmadınız?” diye kızmasından çekinip veresiye olarak hat alıp alamayacağımızı sordu. Babamın adını da verdi.
Satıcı, kimliğimi gördüğü halde “Ahmet Bayraktar’ın kızı olduğunu nereden bileceğim? diye sordu. “Numarasını verelim, görüşün!” dedik, “Konuştuğum kişinin bildiğim Ahmet Bayraktar olduğunu nasıl anlayacağım?” dedi bu kez de. Afallamış halde “Neden yalan söyleyelim ki?” diye mırıldanarak (belki sesli de söylemişimdir, hatırlamıyorum) çıktık oradan.
Cadde üzerindeki bir başka telekoma girip sorduk; gayet kibar ve net bir cümle ile de karşılandık: Telefon hatlarını veresiye veremiyoruz. :)
Hala kullanmakta olduğum bu hattı -galiba ertesi gün- gidip o kibar beyefendiden almıştım.
Tabii yaptığım düşüncesizlik yüzünden babamdan “paran yoksa niye gidiyorsun? diye fırça da yemiş; telefon sahibi olmayı da biraz daha beklemek zorunda kalmıştım.
Babam bana da kızmıştı kızmasına ama asıl öfkesi, çarşının en eski esnaflarından olmasına rağmen maruz kaldığı saygısızlığa idi sanki daha çok.
Nitekim aynı hafta bi akşam eve gelip “Oraya gittim; ‘benim kızıma böyle böyle yapmışsınız’ dedim” dedi gururlu bir ifadeyle.
Özür dilediklerini, “kızın gelsin, istediğini alsın Ahmet Abi” dediklerini, kendisinin de “Şimdiden sonra isterseniz dükkanı verin, daha buraya gelmez!” dediğini gururla, yüzüne biraz daha yayılan bi tebessümle anlattı.
Babamın dediği gibi yaptım, bir daha o dükkana adım atmadım. O esnafa bir şey kaybettirdi mi bu? Sanmıyorum. Fark ettiklerini bile düşünmüyorum esasen.
Fakat bu olay bana saygı hususunda önemli bir duruş kazandırdı hayatta. Bazı saygısızlıkları hoş görmek, yahut onlara gürültülü bir şekilde tepki vermek yerine, sessizce, ve dik bir duruşla kendimi seçmeyi, muhatabını olduğu gibi bırakarak uzaklaşmayı öğretti (şükürler olsun).
Bugün, seneler sonra yazdığım bu yazıyla tarihime not olsun. Bazı saygısızlıklar sindirilmez/sindirilmemeli.
21.3.24
Zeynep
Empati 0 bi hikaye olmuş.Bir de spinoff karşı tarafın hikayesi yazılsa sabahtan akşama 5 dilenci,3yakın arkadaş ve sizin gibi uzaktan 2 tane tanışıklar olur minumum.Oh ne güzel dünya ya babamın adını verdim saymadılar.Zaten baştan konu liyakatsizle başladı ve sonuda nankörlükle bitti.Ya ne olacağıdı...
YanıtlaSil